|
“Dilediğim sağlık kuruluşuna başvurmak
istiyorum.”
“Dilediğim hekime muayene olmak istiyorum.”
“Her doktorun polikliniği olsun istiyorum.”
“Hastalığım hakkında bilgilendirilmek
istiyorum.”
“Tedavim için rızamın alınmasını istiyorum.”
“İnsana yaraşır bir sağlık hizmeti almak
istiyorum.”
“Hastane kuyruklarda beklememek istiyorum.”
“Hastalığıma odaklanıp beni görmezden
gelmemenizi istiyorum.”
“Hastalığımla değil ismimle bilinmek, çağrılmak
istiyorum. Önemsenmek istiyorum.”
Bu ve buna benzer istekler sıralanıp
gidebilir. Bu istekler bazen seslendirilir ama muhatap bulamaz, bazen
muhatap bulur ama çözüm bulamaz, bazen ise sadece kendi içimizde
kalır. Çok mu şey istiyoruz acaba? İmkansız mıdır isteklerimiz? Yoksa
bunları istemeye hakkımız mı yok?
Yıllar önceydi. Öğrencilik
yıllarında tanıştığımız herkesin sevdiği bir hemşire hanımın,
rahatsızlığı sebebiyle, Ankara’da bir üniversite hastanesinde olduğunu
öğrendim. Ziyaretine gittiğimde bana yapmış olduğu yakınmaların,
ileride çalışma alanım olacağını düşünmemiştim bile. Sizce hangi
konularda serzenişte bulunmuştu bu sağlık alanına 20 yılını veren
insan? Meslektaşlarının mekanikliğinden, hastalığı hakkında kendisine
hiçbir bilgi verilmemesinden şikayetçi idi. Hatta bu personelin bir
kısmı daha önceden aynı hastanede beraber çalıştığı mesai arkadaşları
olduğu halde. Bazen, hastalığı hakkında bilgi verilmeyi bırakın, küçük
bir günaydın, selam sözcüğünü ve bir gülümsemeyi dahi bulamadığını
ifade ediyordu, gözleri dolu dolu.
Acaba kendimizi hastalarımızın yerine koyuyor
muyuz? Çalışma şartlarımız ağır, sorunlarımız çok, ama bunda
hastaların suçu ne. Hasta; bugün hiç tanımadığımız biri yarın kendi
ailemizden biri. Sonuçta bizim insanımız. Sonucu hak etmeyen ama hak
ettiği ilgi, muameleyi de bulamayıp sonuçtan en çok etkilenen. Aslında
bu aşamada hastanın memnuniyetini sağlamak çok kolay. Asıl zor olan,
işin tıbbi, teknik kısmı yapılmış. Sadece bilgilendirme ve ilgi
kalmış. Buradaki sorunların en büyüğü, iletişim kaynaklı olarak
karşımıza çıkıyor. İletişim çağını yaşıyoruz, ama hizmet sunumunda
iletişimin gereklerini tam olarak yerine getiremiyoruz. Bunlar da
ileride daha büyük sorunlar, memnuniyetsizlik, hasta hakları
ihlalleri ya da hukuki davalar olarak çıkıyor. Nasıl mı?
Kolu kırılan bir hasta tedavisi için sağlık
kuruluşuna gider. Alçıya alınır.
Hasta_“Kolum iyi olur mu?” Hekim _“Olur.” Ama ne
kadar. Alçı çıkar kol diğeri kadar açılmaz. Hasta memnuniyetsiz,
şikayetçi. İyi olur diyen hekimin iyilik ölçüsü ile hastanın iyilik
ölçüsü ve beklentisi bir değildir. Hastanın anlayabileceği dilde ve
yeterlilikte bir bilgilendirme, hastanın beklentisini
şekillendirebilirdi.
Hasta haklarının içerisinde önemli ve öncelikli
olanlarından biri bilgilendirilme hakkı. Hizmeti alan insanın
anlayabileceği ifadelerle hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi almak
en doğal hakkı. Aksi taktirde insana odaklılıktan söz edebilmekte
mümkün olmadığı gibi tedavisi hakkında bilgi sahibi olmayan hastanın
tedaviden etkin olarak faydalanması da mümkün olmayacaktır. Hastaya
tedavisinin her aşamasında bilgi alınması ve verilmesi ile tedaviye
etkin olarak katılması, hastayı sadece alıcı olmaktan çıkarıp,
tedavisine katılan, tartışan olmasının sağlanması insan onuruna
yaraşandır.
Hasta hakkı ihlallerini en aza indirmek,
sağlık hakkını en üst düzeyde sunabilmek ve hizmetlerini
insancıllaştırmak için Bakanlığımız kararlı bir şekilde hasta hakları
çalışmalarına devam etmektedir. Hasta hakları kapsamındaki başvuruları
almak için Hasta hakları birimleri, başvuruları değerlendirmek için
hasta hakları kurulları ile il bazında ki çalışmaları organize etmek
üzere Sağlık Müdürlüklerinde Hasta Hakları İl koordinatörlükleri
kurulmuştur. Bu çalışmalar içerisinde sağlık personelinin ve halkın
eğitimi önemli yer tutmaktadır. Yapılanların tam olarak amacına
ulaşabilmesi için, sizlerin de gönüllü çalışmalar ve sivil toplum
kuruluşları çerçevesinde hasta hakları çalışmalarına katılmanız ve
destek vermeniz büyük önem arz etmektedir.
|